Anneye Giden Yol (The Road to Mother), Kazakistan sinemasının tarihsel ve duygusal açıdan en etkileyici yapıtlarından biridir. Akan Satayev’in yönetmenliğini yaptığı film, 1930’lu yıllardan 2. Dünya Savaşı sonrasına kadar uzanan bir dönemde, Kazak halkının yaşadığı büyük acıları, Sovyet rejiminin baskılarını ve tüm bu zorlukların ortasında anne-oğul sevgisinin sarsılmaz gücünü anlatır. Hikâye, Sovyetler Birliği’nin kolektifleştirme politikaları nedeniyle kırsal kesimlerin zorla yerinden edilmesi, geleneksel yaşam biçimlerinin yok edilmesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kıtlık felaketi gibi gerçek tarihsel olayların etrafında şekillenir. Filmin başkahramanı İlyas, küçük yaşta annesinden ayrılmak zorunda kalır ve hayatı boyunca onu bulmak için türlü engellerle mücadele eder. Yetimhane, savaş, esaret ve toplumsal baskı gibi pek çok zorlukla karşılaşmasına rağmen, annesine olan sevgisi onun en büyük dayanağı olur. Film, Kazak halkının dayanıklılığını, vatan sevgisini ve geçmişle olan bağlarını güçlü bir anlatım diliyle işler. Sinematografik olarak görkemli sahneler ve sembolik anlatım tercihleriyle Sovyet rejiminin birey üzerindeki yıkıcı etkilerini derinlemesine gösterir. Karakterler zaman zaman tek boyutlu olsa da, hikâyenin ana teması olan sevgi, fedakârlık ve özlem evrensel bir etki yaratır. Anneye Giden Yol, sadece bir annenin bekleyişini değil, aynı zamanda bir ulusun özgürlüğe ve kimliğine giden sancılı yolculuğunu da temsil eder. Sovyet döneminin travmalarını unutturmamak ve tarih bilincini canlı tutmak açısından görülmesi gereken önemli bir filmdir.

