Şamanizm, Hakas halkının en eski inanç sistemlerinden biridir. Doğa, ruhlar ve atalarla iletişim temel inanç unsurlarıdır.
Bu inanç sistemi, halk müziğinden destanlara kadar kültürün her alanına yansımıştır. Günümüzde bile sembolik olarak yaşatılmaktadır.
Kamcılık ya da Mancılık olarak da adlandırılan Şamanizm, klasik anlamda kuralları ve dogmaları olan bir din olmaktan ziyade, merkezinde şamanın bulunduğu, vecd (trans hâli) temelli inanç ve uygulamalar bütünüdür. Şamanizm’de esas olan, şamanın ruhlar âlemiyle kurduğu ilişki aracılığıyla insanlar ile görünmeyen varlıklar arasında aracı rol üstlenmesidir. “Şaman” kelimesi Tunguzca kökenli olup “kâhin, sihirbaz” anlamlarına gelir; XVII. yüzyıldan itibaren Rusça yoluyla Batı literatürüne girmiştir. Türk topluluklarında bu kavram için genellikle “kam” veya “baksı” terimleri kullanılmıştır.
Şamanizm çok geniş bir coğrafyada, Kamçatka’dan Orta Asya’ya, Kuzey Avrupa’dan Amerika kıtasına, Kore ve Japonya’ya kadar uzanan alanlarda farklı biçimlerde görülür. Temelinde ruhlara inanış yer alır. Evren genellikle üç katmanlı olarak tasavvur edilir: gök (yukarı dünya), yeryüzü (orta dünya) ve yer altı (aşağı dünya). Gökte iyilikle ilişkilendirilen ruhlar ve tanrısal varlıklar, yer altında ise kötücül ruhlar ve onların başında Erlik Han bulunur. Yeryüzü, insanlar ve çeşitli yer-su ruhlarının yaşadığı alan olarak kabul edilir. Bu kozmoloji, Türk ve Sibirya topluluklarına göre adlar ve ayrıntılar bakımından değişiklik gösterir.
Şamanın temel görevi, ruhlarla iletişime geçerek hastalıkları iyileştirmek, kötü ruhların verdiği zararı ortadan kaldırmak, kaybolan ruhları geri getirmek, avın bereketli geçmesini sağlamak ve doğa olaylarını etkilemektir. Bu amaçla şaman, âyin sırasında trans hâline girer; ya ruhunun bedeninden ayrıldığına inanılır ya da ruhların şamanın bedenine girerek ona rehberlik ettiği kabul edilir. Şamanlar bu süreçte yardımcı ruhlardan destek alır. Bu yardımcı ruhlar çoğu zaman hayvan biçimindedir ve şamanın gücünün, sahip olduğu yardımcı ruhların gücüyle doğru orantılı olduğu düşünülür.
Şamanizm’de müzik ve ritim merkezi bir yer tutar. Davul, kopuz, dombra, dütar gibi enstrümanlar yalnızca müzik aracı değil, aynı zamanda ruhlar âlemine yapılan yolculuğun sembolik vasıtalarıdır. Davul, şamanın bineği ya da ruhları taşıyan bir araç olarak kabul edilir. Şaman kıyafetleri de koruyucu bir işlev taşır; üzerlerindeki hayvan figürleri, tüyler, metal parçalar ve semboller ruhları korkutmak veya çağırmak amacıyla kullanılır.

Şamanlık çoğu toplumda kalıtsal kabul edilir ve şaman adayının ağır ruhsal krizler, bayılmalar ve vecd hâlleri yaşaması bu seçilmişliğin işareti sayılır. Bu duruma “şaman hastalığı” denir. Aday, deneyimli bir şaman tarafından eğitilir ve ruhlarla iletişim kurma yöntemlerini öğrenir. Bazı Türk ve Sibirya topluluklarında şamanlar ak ve kara olarak sınıflandırılmış, bu ayrım gök ve yer altı ruhlarıyla kurulan ilişkiye göre yapılmıştır.
İslamiyet’in Orta Asya’da yayılmasından sonra Şamanizm bütünüyle ortadan kalkmamış, özellikle baksılık adı altında yeni bir biçim kazanmıştır. Bu dönemde ruh kavramlarının yerini kısmen cin ve evliya inançları almış, ritüeller İslami unsurlarla harmanlanmıştır. Günümüzde ise Batı’da ortaya çıkan Yeni Şamanizm, geleneksel Şamanizm’den esinlenmekle birlikte akademik ve tarihî bağlamından kopuk, bireysel deneyim ve kişisel spiritüellik merkezli bir anlayış olarak şekillenmiştir.
Sonuç olarak Şamanizm, belirli bir kutsal kitap ya da tek tip inanç sistemi olmayan; farklı toplumların kültürleriyle iç içe geçmiş, ritüel, mitoloji, müzik ve vecd deneyimi etrafında şekillenen çok katmanlı bir inanç ve uygulama alanıdır.
https://islamansiklopedisi.org.tr/samanizm
https://arkeofili.com/wp-content/uploads/2016/04/s%CC%A7aman1.jpg
