Başkurt edebiyatı, Rusya Federasyonu’na bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin edebî birikimini ifade eder ve kökleri uzun süre sözlü geleneğe dayanan bir yapıya sahiptir; 19. yüzyıl öncesinde yazılı ürünler, genel Kıpçak edebiyatı ve ortak Türk edebiyatı geleneği içinde şekillenmiş, atasözleri, deyimler, destanlar ve dinî kaynaklı rivayetler bu geleneğin temel unsurlarını oluşturmuştur. 19. yüzyılda yazılı edebiyatın ana kaynağı yine sözlü edebiyattaki temalar ve duygular olurken, Doğu edebiyatından alınan biçimsel etkilerle daha zengin yazılı örnekler ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Gafûrî’nin öncülüğünde Başkurtça şiir gelişmiş, roman, hikâye ve anlatı türleri oluşmaya başlamış; Gafûrî’nin Çağatay ve Kazak edebiyatlarının etkisiyle yazdığı sade dörtlüklere dayanan ilk şiirleri, Başkurt-Tatar edebiyatına yeni bir üslup kazandırmış ve 1923’te kendisine verilen “Başkurdistan halk şairi” unvanıyla edebî konumu resmiyet kazanmıştır.
